Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, alıcının yazdığı ile sayfada yazanı karşılaştırır: parça numarası ve ölçüyle yapılan arama, aramada değişerek görünen başlık, makine parkı ve kapasite sayfası ile başlığında yıl duran sayfalar.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Parça Numarası, Ölçü ya da Standart Koduyla Yapılan Aramayı Sayfaya Nasıl Ulaştırır?

Bir satın almacı, önündeki çizimde yazan profil ölçüsünü harfi harfine arama kutusuna yazar: iki rakam, aralarında bir çarpı, sonunda et kalınlığı. Karabük merkezde, sanayi sitesindeki bir atölyenin rafında tam o profil durmaktadır. Atölyenin sitesinde de ölçü vardır; ama fotoğrafı çekilip sayfaya konmuş bir stok tablosunun içindedir, yazı değildir. Site içi SEO, kodla yapılan aramanın sayfaya varacağı yolu açar.

Sanayiye mal alan kişi sıfatla aramaz; “kaliteli profil” yazmaz. Elinde bir çizim, bir sipariş formu ya da eski bir fatura vardır ve oradaki satırı yazar: parça numarasını, ölçüyü, malzemenin uyması istenen standardın adını. Bu aramalar seyrektir; ama yazan kişi ne istediğini bilir ve çoğu zaman almaya yakındır. Sayfada o satır yazıyla durmuyorsa atölye bu aramada hiç yoktur.

Aynı ölçü birkaç biçimde yazılır. Kimi iki rakamın arasına “x” harfi koyar, kimi yıldız; kimi boşluk bırakır, kimi bitişik yazar; kalınlığı tireyle ekleyen de vardır, eğik çizgiyle ekleyen de. Bu yazılışların aynı ölçüyü gösterdiğini arama motoru çoğu zaman anlar; anlamadığı da olur. Sayfa, müşterilerin en sık kullandığı yazılışı başlıkta ve tabloda taşır; ötekileri bir kez, bir cümlenin içinde anar.

Kodun yeri bellidir. Ürün ailesinin adıyla birlikte sayfanın başlığında geçer. Ölçüler gerçek bir tabloda, yani fotoğraf olarak değil, seçilip kopyalanabilen yazı olarak durur. Parçanın fotoğrafına eklenen kısa açıklama da neyin fotoğrafı olduğunu ölçüsüyle söyler. Birim her sütunun başında açıkça yazılır: santimetre mi, milimetre mi, metre mi? Birimi yazılmamış bir rakam, alıcının çizimindeki rakamla aynı olsa bile ona güven vermez.

Her ölçüye ayrı sayfa açmak çoğu zaman gerekmez; içinde tek satır bulunan onlarca sayfa birbirinin eşi olur. Bir ürün ailesine tek sayfa, içinde bütün ölçülerin tablosu yeter. Ayrı sayfa, yalnızca kendi başına sık aranan ve hakkında ayrıca söylenecek sözü olan parçaya açılır. Standart ise adıyla anılır ve neyi tarif ettiği tek cümleyle anlatılır; standardın metni sayfaya kopyalanmaz, o metin yayımlayan kuruluşundur.

Müşterinin kodu nasıl yazdığını kendi yazışmalarınız söyler: gelen sipariş mesajları, teklif istekleri, eski faturalar. Gerisi dışarıdan görülür. Çelik üreten bir tesiste, kalıba dökülmeden önce eriyikten bir numune alınır; laboratuvar sonucu söyleyene kadar döküm bekler. Site içi SEO için biz de önce sitenizden numune alırız: ücretsiz, dışarıdan, şifresiz. Dört numuneden biri sayfaların içeriğidir; fotoğrafın içinde kalmış her ölçü tablosu orada görünür.

Arama Motoru Yazdığınız Başlığı ve Açıklamayı Neden Bazen Değiştirerek Gösterir?

Kampüse yakın bir sürücü kursu, kayıt sayfasının başlığını özenle yazmıştır: kursun adı, verdiği ehliyet sınıfları, semti. Kursun sahibi bir akşam kendi sayfasını aratır. Sonuç listesinde adresi durur; ama üstündeki satır onun yazdığı değildir. Sayfanın ortasındaki bir ara başlıktan alınmış, “Sık Sorulan Sorular” diye başlayan bir satırdır. Altındaki açıklama da kendi yazdığı cümle değil, ödeme koşullarından kesilmiş yarım bir paragraftır.

Başlık, yani arama sonucunda sitenizin adresiyle birlikte görünen iri satır, sayfanın kodundan, ekranda görünmeyen bir alandan gelir; o alanı siz doldurursunuz. Altındaki kısa açıklamanın da kendi alanı vardır. İkisi de arama motoruna verilmiş öneridir, buyruk değil. Arama motoru çoğu zaman öneriyi kullanır; kimi zaman sayfanın başka bir yerinden aldığı sözlerle kendi satırını kurar. Amacı ceza değil, arayana uyan satırı göstermektir.

Başlığın değiştirildiği durumlar birbirine benzer. Başlık çok uzundur ve ekrana sığmaz. Aynı sözcük üç kez yinelenmiştir. Sitenin bütün sayfalarında aynı başlık durur ya da başlık “Anasayfa” gibi hiçbir şey söylemeyen tek sözcüktür. Bir de başlık ile sayfa birbirini tutmaz: başlık kayıt ücretinden söz eder, sayfada ücret yoktur. Böyle durumlarda arama motoru, sayfayı daha doğru anlattığını düşündüğü bir satır arar.

Yeni satırın sözcükleri çoğu zaman sayfanın görünen yerlerinden gelir: en üstteki ana başlıktan, ara başlıklardan, iri yazılmış bir cümleden. Başka sitelerin size bağlantı verirken yazdığı sözler de hesaba girebilir. Kısa açıklama daha da değişkendir: arama motoru onu sıklıkla yazılan aramaya göre, sayfanın içinden seçer. Aynı sayfa “ehliyet kursu ücreti” diye arayana bir cümleyle, “direksiyon dersi” diye arayana başka cümleyle görünebilir.

Elinizde olan, öneriyi kabul edilecek kadar iyi yazmaktır. Her sayfanın, içinde ne bulunduğunu söyleyen kendi başlığı olur. Sayfanın tepesindeki ana başlık kodda yazan başlıkla aynı şeyi söyler; biri “Kayıt ve Ücretler” derken öteki “Hoş Geldiniz” demez. Sözcük yığılmaz. Açıklama, arayanın sorusuna cevap veren bir iki cümledir: hangi sınıflar, hangi semt, dersler ne zaman? Birbirini tutan satırlar daha seyrek değiştirilir.

Yapılamayan da açıkça söylenmelidir: gösterilecek satırı kimse zorla belirleyemez; bunu sabitleyen bir ayar yoktur. Yapılacak iş, önemli sayfalarınızı ara sıra aratıp satırın nasıl göründüğüne bakmaktır. Site içi SEO numunesinde, yazdığınız başlık yerine başka satırla görünen her sayfa bir çapaktır: kesim yerinde kalmış, ilk tutanın eline batan pürüz. Karşısında üç bilgi durur: hangi sayfada, müşterinin eline nerede batıyor, hangi ay alınacak.

Makine Parkı ve Kapasite Sayfası Satın Almacının Hangi Sorularını Cevaplamalıdır?

Sanayi sitesindeki bir talaşlı imalat atölyesi, yani metali torna ve frezede işleyen bir iş yeri, “Makine Parkımız” diye bir sayfa yayımlamıştır: yan yana dizilmiş tezgâh fotoğrafları, altlarında birer ad. Sayfayı açan satın almacının aklında iki soru durur: bu atölye en fazla hangi çapta parçayı tornalayabilir, haftada kaç adet teslim edebilir? Tezgâhlar temiz ve bakımlıdır; iki sorunun cevabı ise sayfada yazmaz.

Alıcı bu sayfayı tezgâh görmek için okumaz; teklif istemeye değip değmeyeceğine karar vermek için okur. İlk sorusu şudur: benim parçam buraya sığar mı? Sayfa bunu dürüstçe söyler: işlenebilen en büyük ve en küçük ölçü, çalışılan malzemeler, tutturulabilen hassasiyet, yani çizimdeki ölçüden ne kadar sapmaya izin verildiği. Rakamlar atölyenin gerçekten yaptığı işlerden alınır; tezgâhın kataloğundaki en uç değerden değil.

İkinci soru miktar ve süredir. Tek parça mı yapılır, küçük seri mi, sürekli iş mi? Benzer bir sipariş aşağı yukarı ne kadar sürede çıkar? Burada vardiya bir kapasite bilgisidir: tek vardiya çalışan atölye ile iki vardiya çalışan atölye aynı tezgâhla aynı haftaya aynı işi sığdıramaz. Tutulamayacak süre yazılmaz; “işin durumuna göre” demek yerine, süreyi neyin uzatıp kısalttığı anlatılır.

Üçüncü soru işin nerede yapıldığıdır. Hangi adımlar atölyenin içinde biter: kesim, tornalama, frezeleme, kaynak, taşlama? Hangileri dışarıya verilir: ısıl işlem, kaplama, boya? Alıcı bunu ayıp saymaz; bilmek ister, çünkü süreyi de sorumluluğu da değiştirir. Ardından ölçme gelir: parça neyle ölçülür, sonuç kâğıda dökülüp işle birlikte teslim edilir mi? Atölyenin elindeki belgeler de adlarıyla ve geçerlilik süreleriyle bu sayfada durur.

Sayfa atölyenin yapmadığı işi de söyler: “Şu boydan uzun mil almıyoruz”, “döküm işlemiyoruz” gibi. Bu satır müşteri kaçırmaz; yanlış kapıyı çalacak olanı baştan başka yere yollar, doğru alıcıya da güven verir. Biçim olarak galeri yetmez. Her tezgâh için bir satırlık tablo iş görür: ne yapar, hangi ölçüye kadar, kaç tane var? Fotoğraf bu satırın yanında durur, yerine geçmez.

Tezgâh alınır, satılır, yenisi gelir; sayfanın altında bu yüzden hangi ay elden geçirildiği yazar. Yıllar önceki parkı anlatan sayfa, alıcıyı olmayan bir tezgâh için aratır. Site içi SEO işlerini çapak listesi sıraya koyar: her ay önce size gösterilir, siz “olur” demeden hiçbir satırına başlanmaz. Sıralama kuralı kısadır: önce ele batan. Satın almacının eline ilk batan, cevabı sayfada bulunmayan kapasite sorusudur.

Başlığında Yıl Yazan Bir Sayfaya Yıl Değişince Ne Yapılır?

Şubat ayıdır. Karabük merkezde, üniversitenin yakınındaki bir özel öğrenci yurdunun ücret sayfasının başlığında hâlâ geçen öğretim yılı yazar. Kızı için oda arayan bir veli sayfayı açar, başlıktaki yıla dikkat etmez; tablodaki rakamı bu yılın ücreti sanarak not alır. Yurdu aradığında başka bir rakam duyar. Yurdun yazdığı yanlış değildir; yalnızca sayfa geçen yılda kalmış, veli ise bu yılda aramıştır.

Başlığa yazılan yıl bir sözdür: bu sayfa günceldir. Arayan kişi sonuçlar arasında yılı taşıyan satırı bu yüzden seçer; ücretin, takvimin ya da listenin bu yıla ait olduğuna güvenir. Yıl döndüğünde aynı rakam tersine çalışmaya başlar. Dikkatli okur geçen yılın sayfasına dokunmaz; dikkatsiz okur eski bilgiyi yenisi sanar. İkisinde de sayfa, yazıldığı gün verdiği sözü artık tutmamaktadır.

Yapılacak iş sırasıyla yapılır: önce içerik, sonra başlık. Ücretler, dönem günleri, oda türleri, kayıt koşulları tek tek elden geçirilir; değişen değiştirilir, değişmeyenin de bu yıl için geçerli olduğu bilinerek bırakılır. Başlıktaki yıl ancak bundan sonra yenilenir. Yalnızca rakamı değiştirmek en kolay ve en zararlı yoldur: sayfa yeni yılı gösterir, içindeki tablo eskisini söyler; hem okur hem arama motoru yanıltılmış olur.

Geçen yılın bilgisi kimi zaman yerinde kalmalıdır; iki yılı karşılaştırmak isteyen veli ona bakar. O zaman sayfa silinmez; tepesine “geçmiş dönem” yazılır ve güncel sayfaya bağlanır. Asıl tuzak adrestedir. Yıl, sayfanın adresine yazılmışsa her yıl ya adres değişir ve eski bağlantıların yeni adrese götürülmesi gerekir, ya da adres geçen yılı söylemeyi sürdürür. Güncel sayfanın adresinde yıl bulunmaz; yıl başlıkta ve yazıda durur.

Yıl her başlığa yakışmaz. Ücret çizelgesi, dönem takvimi, sınav günleri gibi her yıl yenilenen sayfalarda yerindedir; okur yılı görmek ister. “Yurdumuzun Odaları” ya da “Ulaşım” gibi yıldan yıla değişmeyen sayfalarda ise gereksizdir; bir yıl sonra sayfayı durduk yerde eski gösterir. Her yıl yinelenen bir kayıt dönemi için de çoğu zaman tek sayfa yeter: adres aynı kalır, içerik ve yıl yenilenir.

Bu sayfalara her ocak ayında kimin bakacağı baştan belli olmalıdır; takvime not düşülür, yıl taşıyan sayfaların listesi yanında durur. Site içi SEO işinde ilk adım numunedir. Sitenizin adresini gönderin; sitenizden numune alalım, karşılığında ücret istemeyelim. Geçen yılda kalmış her başlık orada bir çapak olarak görünür. Çalışma başlarsa her ayın sonunda, alınanı ve kalanı yalın sözlerle anlatan vardiya defterini okursunuz.

Sıkça Sorulan Sorular

İkisini de, ama sırasıyla. Alıcı çoğu zaman üreticinin kodunu ya da çizimdeki ölçüyü yazar; o, başlıkta ve tablonun ilk sütununda durur. Sizin stok kodunuz ikinci sütuna girer; eski faturasına bakıp yeniden sipariş verecek müşteri onu arar. Sütun başlıkları hangisinin kimin kodu olduğunu açıkça söylesin.

Görünebilir; söz verilemez. Asıl düzeltilecek olan, sayfanın tepesindeki en iri yazının hiçbir şey söylememesidir. Onu sayfanın konusunu söyleyen bir satırla değiştirin: “Sürücü Kursu Kayıt ve Ücretler” gibi. Kodda yazdığınız başlık da aynı şeyi söylesin. Birkaç hafta sonra sayfayı yeniden aratın; satır bir süre sonra düzelebilir.

Rakam vermeden de çok şey söylenir. Hangi tür işi aldığınızı yazın: tek parça mı, küçük seri mi; kısa mil mi, uzun mil mi; hangi malzemeler? Ayrıntılı ölçü ve süreyi teklif aşamasına bırakabilirsiniz. Hiçbir şey yazmayan sayfa rakipten bir şey saklamaz; o sizi zaten tanır. Bilgi yalnızca sizi ilk kez gören alıcıdan saklanmış olur.

Silmeyin; yerini ve adını değiştirin. Başlığına ve sayfanın tepesine dönemini açıkça yazın, yanına “geçmiş dönem” notunu ekleyin, güncel ücret sayfasına giden bir bağlantı koyun. Menüde yalnızca güncel sayfa görünsün; eskisine güncel sayfanın altındaki küçük bir bağlantıdan gidilsin. Böylece karşılaştırmak isteyen bulur, acele eden yanılmaz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.