Anasayfa › Teknik SEO
Teknik Seo
Teknik SEO, sitenin kendi içinde dönen işlere ve dışarıdan nasıl açıldığına bakar: gece yarısı çalışan yedekleme ve güncellemeler, aynı siteyi açan birden çok alan adı, bir kurumun iç ağından eksik görünen sayfa ve kopyalamayı engelleyen kodlar.
Teknik SEO Yedekleme, Güncelleme ve Toplu Gönderim Gibi Zamanlanmış İşleri Neden Sitenin Sakin Saatine Taşır?
Karabük merkezde iş güvenliği malzemesi satan bir mağazanın sitesi her gece aynı saatte ağırlaşır; baret ve eldiven sayfaları açılmak bilmez. Tam o saatte akşam vardiyasından çıkan işçiler, servisle eve dönerken telefonlarından siteye bakmaktadır. Yavaşlığın nedeni kalabalık değildir; sitenin yedeği, yani kopyasının alınması, o saate kurulmuştur. Teknik SEO bu yüzden yalnızca yedeğin alınıp alınmadığına değil, hangi saatte alındığına da bakar.
Siteler saate bağlı işler yürütür. Yedek alınır; sitenin o günkü hâli bir kenara konur. Yazılım yeni sürümüne geçirilir. Bülten, kayıtlı adreslerin hepsine birden gönderilir. Önbellek, yani sayfaların çabuk açılsın diye hazır bekletilen kopyaları, silinip yeniden kurulur. Bu işlerin her biri, sürdüğü dakikalar boyunca sunucunun, yani sitenin durduğu bilgisayarın gücünden pay alır; ziyaretçiye kalan azalır.
Bu işlerin saati çoğu zaman alışkanlıkla seçilir: “Gece yarısı kimse olmaz.” Vardiyalı çalışılan bir şehirde bu varsayım tutmayabilir; kimi işletmenin en kalabalık saati tam da vardiya değişimine denk gelir. Kalabalık saat tahmin edilmez, okunur: ziyaret kayıtları hangi saatte kaç kişinin geldiğini gün gün gösterir. Birkaç haftanın dökümü yan yana konduğunda sitenin gerçekten boş kaldığı aralık ortaya çıkar.
Saatte iki tuzak vardır. Birincisi sunucunun saatidir: kimi sunucu başka bir saat dilimine göre çalışır; ayar ekranında yazan saat, duvarınızdaki saat olmayabilir. İkincisi tetiklemedir: yaygın kimi site yazılımlarında zamanlanmış iş, saati geldikten sonra siteye giren ilk ziyaretçiyle başlar; ağır iş tam da birinin geldiği ana düşer. İşler ayrıca üst üste binmemeli, aralarında boşluk bırakılarak dizilmelidir.
Toplu gönderim ayrı düşünülür; çünkü bülten kendi kalabalığını getirir. İletiyi açanların bir bölümü hemen bağlantıya dokunur ve siteye aynı dakikalarda gelir; yedek, gönderimin ardından gelen o saate konmaz. Barındırma firmasının, yani sitenize sunucuda yer kiralayan şirketin de gecelik işleri olur: birçoğu müşterilerinin kopyasını belli saatlerde alır. O saat sorulabilir; cevabı çoğu zaman tek satırdır ve sizin işleriniz ona göre kaydırılır.
İş sürerken ziyaretçinin ne gördüğüne de bakılır: geç açılan sayfa bir şeydir, yarıda kalan sipariş başka. Zamanlanmış bir iş tamamlanmazsa, birinin gerçekten okuduğu e-posta kutusuna tek satırlık haber düşmelidir. Çelikhanede döküme geçilmeden önce potadan küçük bir numune alınır, laboratuvarda okunur; sonuç bilinmeden hiçbir şey dökülmez. Sitede de sıra budur: teknik SEO işine girişmeden önce sitenizden numune alırız; dışarıdan, ücretsiz, şifre istemeden.
Aynı Site Birden Çok Alan Adıyla Açılıyorsa Arama Motoru Hangisini Esas Alır?
Karabük ilinde çelik konstrüksiyon yapan bir atölyenin üç adresi vardır: biri firmanın adıdır, ikincisi aynı adın tireli yazılışı, üçüncüsünde yapılan işin adı geçer. Hangisini yazarsanız yazın aynı site açılır ve adres çubuğunda yazdığınız ad kalır. Atölyenin sahibi bunu üç kapılı bir dükkân gibi düşünür: müşteri hangisinden girerse girsin içeridedir. Arama motoru ise ortada üç ayrı dükkân görür.
Alan adı, yani adres çubuğuna yazılan site adı, çoğu işletmede zamanla çoğalır. Biri, ad başkasına gitmesin diye alınmıştır; birini yıllar önce siteyi kuran kişi, ötekini evraka bakan yeğen kaydettirmiştir. Her biri aynı siteye bağlanmış, hangisinin ana adres olduğunu kimse söylememiştir. İlk bakışta bunda sakınca görünmez; ad çoğaldıkça işletmeye çıkan yolun da çoğaldığı sanılır. Arama motorunun hesabı böyle işlemez.
Üç adres aynı sayfaları kendi adı altında gösterdiğinde ortaya birbirinin eşi üç site çıkar. Arama motoru eş sayfaların hepsini sonuçlarda göstermez; aralarından birini kendisi seçer. Seçtiği, kartvizitinize bastırdığınız ad olmayabilir; tireli olan da çıkabilir. Size verilen bağlantılar ve adınızın geçtiği yazılar da bölünür: biri bir adresi, öteki ötekini göstermiştir. Tek adreste toplanacak güven üç ada dağılmış olur.
Çare, adlardan birini ana adres saymak, kalan ikisini de ona kalıcı olarak yönlendirmektir. Kalıcı yönlendirme, eski adrese gelen herkesi, arama motorunu da, kendiliğinden yeni adrese götüren ve “bundan sonra hep burası” diyen ayardır. Yönlendirme sayfa sayfa yapılır: tireli adresteki fiyat sayfasını isteyen, ana adresteki fiyat sayfasına varır; herkes anasayfaya yığılmaz. Arama motoru bu işareti genellikle izler, üç adı tek adreste toplar.
Ardından ana adres her yerde aynı yazılır: kartvizitte, faturanın altında, harita kaydında, firma dizinlerindeki kayıtlarda. Yönlendirilen adların da güvenlik sertifikası, yani adres çubuğundaki kilidi getiren belge, geçerli olmalıdır; yoksa tarayıcı, yani sayfaları açıp gösteren program, ziyaretçiyi ana adrese götürmeden önce uyarı gösterebilir. E-posta adresleriniz yan adlardan biriyle çalışıyorsa bu da not edilir: site yönlendirilse bile o ad, posta için yaşamayı sürdürmelidir.
Son iş dökümdür: her ad kimin üzerine kayıtlı, yenileme günü ne zaman, şifresi kimde? Yenilenmeyen adı başkası alabilir ve altına dilediğini koyar. Teknik SEO numunesinde, aynı siteyi kendi adıyla açan her ad bir çapaktır: dökümden ya da kesimden çıkan parçanın kenarında unutulmuş, tutanın eline batan pürüz. Çapağın künyesi üç satırdır: nerede duruyor, müşterinin eline nerede batıyor, hangi ayın listesinde alınacak.
Bir Fabrikanın ya da Kurumun İç Ağından Açılan Siteniz Oradaki Alıcıya Eksiksiz Ulaşıyor mu?
Büyük bir tesisin satın alma bürosunda bir memur, tedarikçi adayının sitesini açar. Ürünü tanıtan videonun yerinde gri bir kutu durur. Sağ alttaki sohbet balonu hiç belirmez. Katalog bağlantısına tıklar; dosya inmez, ekrana bir uyarı gelir. Memur siteyi bozuk sanır ve listedeki öteki firmaya geçer. Sitenin sahibi ise akşam evinde aynı sayfayı açar; video oynar, balon çıkar, katalog iner.
Büyük iş yerleri ve kamu kurumları, bilgisayarlarının nereye ulaşabileceğini çoğu zaman bir süzgeçten geçirir. Bu süzgeç kurumun iç ağı, yani kendi bilgisayarlarını bağlayan ağ ile internet arasında durur; bazı adresleri açmaz. Video ve sosyal medya siteleri, sohbet araçları, dosya paylaşım hizmetleri sık kapatılanlardır; kimi yerde dosya indirmek yasaktır, kimi yerde az bilinen adresler de bekletilir. Neyin kapalı olduğu kurumdan kuruma değişir.
Siteniz tek parça görünse de birçok parçası başka adreslerden gelir: video bir video sitesinden, sohbet balonu bir sohbet hizmetinden, katalog bir dosya deposundan, kimi zaman yazı tipi bile başka bir yerden yüklenir. Süzgeç sizin adresinizi açar, ötekileri açmaz; sayfa delik deşik kalır. Kurum bilgisayarlarındaki tarayıcı da eski bir sürümde kalmış olabilir; yeni yapılmış bir sayfa orada dağınık görünebilir.
Bunu kendi ekranınızda göremezsiniz; evde ve dükkânda her şey yerindedir. Çare, alıcının karar vermesi için gereken bilgiyi sayfanın kendi yazısına koymaktır: ne satıyorsunuz, hangi ölçülerde, hangi malzemeden, nasıl teslim ediyorsunuz? Telefon ve e-posta adresi de yazı olarak, sayfanın üstünde durur. Video ile katalog bu bilgiyi yinelesin; bilginin tek kaynağı olmasın. Video açılmadığında altındaki üç cümle işi görmelidir.
Katalog için ikinci bir yol bırakılır: “İndiremediyseniz yazın, e-postayla gönderelim.” Dosya başka bir depoda değil, sitenin kendi adresinde durursa süzgece takılma olasılığı azalır. Teklif formu da aynı gözle okunur: formu bir başka hizmet çalıştırıyorsa ya da gönderirken robot olmadığınızı soran kutu dışarıdan yükleniyorsa form orada hiç açılmayabilir. Formun yanında yazı olarak duran bir e-posta adresi, açılmayan formun yerini tutar.
Öğrenmenin kısa yolu sormaktır: içeride çalışan bir müşterinizden sitenizi iş bilgisayarında açmasını ve neyin eksik kaldığını söylemesini rica edin. Bir de eski bir tarayıcıyla bakın. Böyle bir eksik, çapak listesinin satırlarından biri olur: her ay önünüze gelen, onaylamadığınız işin başlamadığı liste. Teknik SEO o listeyi tek kurala göre dizer: önce ele batan. Açılmayan katalog, alıcının eline ilk batandır.
Sağ Tıklamayı ve Metin Kopyalamayı Engelleyen Kodlar Kimi Durdurur, Kimi Durdurmaz?
Safranbolu’da bir lokumcu, ürün fotoğrafları kopyalanmasın diye sitesine küçük bir kod ekletir. Artık sayfada sağ tuş çalışmaz, yazı seçilmez. Çarşıya gelecek bir müşteri dükkânın adresini harita uygulamasına yapıştırmak ister; parmağını satırın üstünde tutar, seçemez. Adresi harf harf yazmaya üşenir, haritada “lokumcu” diye aratır ve karşısına çıkan ilk dükkâna gider. Kod bir kişiyi durdurmuştur: müşteriyi.
Bu kodlar sıradan ziyaretçinin gündelik işlerini keser. Adresi ya da telefonu kopyalayamaz. Ürün kodunu seçip size mesajla soramaz. Havale yapacaksa hesap numarasını tek tek, yanılma payıyla elle yazar. Başka dilde okuyan bir misafir, anlamadığı cümleyi seçip çeviremez. Bilgisayarda bağlantıyı yeni sekmede açmak isteyen, sağ tuş menüsünü bulamaz. Hiçbiri kopyacı değildir; hepsi sayfayı kullanmaya çalışan müşteridir.
Kopyalamaya niyetli olanı ise durdurmaz. Sayfanın kaynağı, yani tarayıcıya gönderilen kodun kendisi, birkaç tuşla açılır; fotoğrafların adresleri orada alt alta yazar. Ekran görüntüsü almak için sağ tuş gerekmez. Sayfaları toplu indiren otomatik araçlar bu kodu çoğu zaman hiç çalıştırmaz. Kodu tarayıcının ayarından kapatmak da mümkündür. Arama motoru da sayfayı eskisi gibi okur: yazı gizlenmemiş, yalnızca fareyle seçilmesi engellenmiştir.
Bedelini ödeyen bir grup daha vardır. Fare kullanamayıp sayfada klavyeyle gezenler ile ekranı sesli okuyan programlardan yararlananlar, bu kodlar yüzünden takılabilir; çünkü kimi kod yalnızca sağ tuşu değil, klavye kısayollarını ve seçme hareketini de kapatır. Telefonda parmağı basılı tutunca açılan menü de gidebilir. Her kod aynı davranmaz; hangisinin neyi kapattığı ancak denenerek görülür.
Fotoğrafı korumanın daha işe yarar yolları vardır. Karenin köşesine, ürünü örtmeyen soluk bir işaret konur: dükkânın adı ya da site adresi. Siteye asıl büyük dosya değil, ekranda yetecek kadar küçültülmüş hâli yüklenir. Sayfanın altına tek cümle yazılır: fotoğraflar kime aittir, kullanmak isteyen kime yazar? Kare başka bir sitede görülürse kaldırılmasının kimden, nasıl isteneceğini bilmek de engel koymaktan çok iş görür.
Kopyalamayı sınırlamak istiyorsanız bunu yalnızca görsellerde yapın; yazıya dokunmayın. Sitenizin adresini yazıp bize ulaştırın; sitenizden numuneyi ücretsiz alalım. Dört numune alınır: teknik durumdan, sayfaların içeriğinden, başka yerlerde işletmeniz için söylenenlerden, harita kaydından. Teknik SEO işine hangi çapaktan başlanacağı sizin onayınıza bağlıdır. Ay bittiğinde vardiya defteri gelir; yapılanı, kalanı, sıradakini yalın sözlerle yazar. Aralıklarla ikinci numune alınır, iki sonuç yan yana konur.
Müşterilerimin çoğu vardiyalı çalışıyor ve siteme gece yarısından sonra giriyor; yedeği gündüze alırsam bu kez gündüz gelenler yavaşlık görmez mi?
Her sitenin sakin bir aralığı vardır; yalnızca herkeste aynı saate düşmez. Ziyaret kayıtlarında birkaç haftanın en boş saatine bakın; sizde bu, öğleden önce bir saat çıkabilir. Yükü bölmek de mümkündür: sık değişen kayıtlar her gün, fotoğraf gibi ağır dosyalar haftada bir, en sakin günde kopyalanır.
Üç adresimden hangisinin ana adres olacağına neye bakarak karar vermeliyim?
Dört şeye bakın. Kartvizitte, tabelada ve faturada hangisi yazıyor? Arama sonuçlarında bugün hangisi görünüyor? Başka siteler en çok hangisine bağlantı vermiş? Hangisi telefonda en kolay söyleniyor? Çoğu zaman aynı ad öne çıkar. İkisi başa baş kalırsa basılı evrakta duranı seçin; kâğıdı değiştirmek, yönlendirme kurmaktan zahmetlidir.
Kataloğumu bir dosya paylaşım hizmetine yükleyip bağlantısını siteme koydum; kurum bilgisayarlarında açılmıyormuş, ne yapmalıyım?
Dosyayı kendi sitenize yükletin; bağlantı sizin adresinizden başlasın. Boyutunu küçültün, çünkü kimi kurum büyük dosyaları da durdurur. Katalogdaki temel bilgileri, yani ürün adlarını ve ölçü tablosunu, sayfaya yazı olarak da koyun. Bağlantının altına tek satır ekleyin: indiremeyen, e-postayla istesin. Sonra içeriden bir müşterinizden denemesini rica edin.
Lokum fotoğraflarımı başka bir satıcının sayfasında gördüm; kopyalamayı engelleyen kodu kaldırırsam bu daha da artmaz mı?
Kod bunu zaten durdurmuyordu; fotoğraf ekran görüntüsüyle ya da sayfanın kaynağından alınabiliyordu. Kaldırdığınızda kopyacı için değişen bir şey olmaz, müşteriniz ise adresi ve telefonu yeniden seçebilir. Fotoğrafların köşesine soluk bir işaret koyun, siteye küçültülmüş hâllerini yükleyin. Karenizi kullanan satıcıya da kaynağını göstererek kaldırmasını yazın.